Fotoğraf ve Haklarımız

Sanatla uğraşanın eserini yapmakla işini bitirmesi ve bununla yetinmesi çok az rastlanan bir durumdur. Aksine çoğu zaman sanatçı, ürettikten sonra eserinin ilgi görmesini, tanınmasını, beğenilmesini ve bazen de alıcı bulmasını bekler.

Belki de fotoğrafın sanat olup olmadığına ilişkin tartışmanın gelip düğümlendiği yer bir sanat eseri olarak fotoğrafın alıcı bulup bulmamasıdır. Diğer sanat dallarında tartışmasız kabul gören sanat eserinin maddi değeri, alınıp satılması ve çoğu zaman yükselen bir değerinin bulunması en genç sanat dallarından olan fotoğraf açısından henüz tam oturmuş uygulamalar değildir. Olumlu gelişmeler giderek artsa da, bu, dünyada ve ülkemizde diğer sanat dallarına göreceli olarak fotoğraf için genel bir durumdur.

Fotoğrafın diğer sanat eserlerine oranla maddi açıdan değerlendirilmesini geride bırakan unsurlar, fotoğrafın kolay elde edildiği önyargısı, fotoğrafın zamana karşı dayanıksızlığı ve fotoğrafın kolaylıkla ve aynen çoğaltılabilmesidir.

Diğer sanat dallarında olduğu gibi fotoğrafta da eserin değerini onu üreten sanatçının kimliği belirleyecektir. Ancak kime ait olursa olsun sınırsız sayıda
çoğaltılabilecek bir fotoğrafın maddi değerinin, bir resim ya da heykelin taşıyacağı değerle kıyaslanması mümkün değildir.

Fotoğrafçının tanınmış olması kadar baskının niteliği (tekniği, malzeme cinsi, vb) ve niceliği, baskının fotoğrafçı tarafından veya ölümünden sonra yapılmış olması gibi unsurlar fotoğrafın maddi değerine doğrudan etkilidir.

Birçoğumuzun yaşamında önemli bir yer tutan fotoğrafa değer kazandırmak ve bunu korumak öncelikle bize bağlı. Eserlerimizin özgünlüğü, üretimde yaratıcılık, sunumda özen ve kalite ve fotoğrafı üretim sürecindeki duruşumuz önemlidir. Bunların hepsinin gelip dayandığı yer, bir sanat eseri olarak değerlendirilecek fotoğraflarımızın sahip olduğumuz mülkiyet haklarının rasyonel ve onurlu biçimde değerlendirilip değerlendirilmediği sorunudur. Diğer bir deyişle fotoğraflarımız üzerindeki telif haklarımızın…

Hak her zaman bir dengeyi ifade eder. Yani, ortada bir hak varsa mutlak surette o hakkı sınırlayan ve dengede tutan başka bir hak da söz konusudur. 

Fotoğraf açısından ve fotoğrafçılar olarak, bizim haklarımızın sınırları, fotoğrafımıza alıcı veya kullanıcı olanlar ve fotoğraflarımıza konu olanların haklarıyla çizilmiştir.

Dizinsiz fotoğrafını çektiğimiz insanların suçlamalarına maruz kalmak hepimizin başına gelebilir. Fotoğrafla uğraşırken esas olan iyi niyet ve bireyin kişilik haklarına tam saygı olmalıdır.

Salt sanatsal kaygılarla fotoğraf üretmek toplum içinde yaşayan bir fotoğrafçının hem kendisine hem de hepimizin sevgiyle yaklaştığımız fotoğraf sanatına ve dolayısıyla bize zarar verebilir.

Kabul etmeliyiz ki; hiçbir fotoğraf bir insanın vücut ve ruh bütünlüğünden, temel insan haklarından daha değerli olamaz ve onları ihlal etmeyi gerektiremez. 

Yazar Adı: Sefa AYDOĞAN